Av. Cüneyd Altıparmak’tan Urfa notları: Medya, hukuk ve kirli dil
Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Başkanvekili ve Star Gazetesi yazarı Av. Cüneyd Altıparmak, ''Bugün haberler Urfa'dan…'' adlı köşe yazısında TİMBİR'in Şanlıurfa ziyaretine ilişkin izlenimlerini, yerel yöneticilerin ortak sorunlarını ve Kamu Denetçiliği Kurumu’nun (KDK) Urfa Barosu Kadın Hakları Merkezi hakkında verdiği kararı değerlendirdi.
EGEMEN ALTINBAŞ /ANKARA - BHA
Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Başkanvekili ve Star Gazetesi yazarı Av. Cüneyd Altıparmak'ın değerlendirmelerde bulunduğu köşe yazısında şu ifadelere yer verdi:
Bu yazıda sizlere iki konudan bahsedeceğim.
İkisinin de ortak noktası Urfa.
İlki, Türk İnternet Medya Birliği'nin Şanlıurfa ziyaretine dair izlenimlerim ve yerel yöneticilerin ortak derdi üzerine... İkincisi ise Kamu Denetçiliği Kurumu'nun, Urfa Barosu Kadın Hakları Merkezi hakkında verdiği önemli karara dair...
TİMBİR Urfa’da…
TİMBİR Güneydoğu Bölge Başkanı Mustafa Arısüt ve İl Temsilcisi Erkan Göncü'nün ev sahipliğinde bu ayki toplantımızı Şanlıurfa'da gerçekleştirdik. Memleketim olduğu için söylemiyorum; ancak bugüne kadarki toplantılar içinde en yoğun katılım burada oldu.
Bu durum bizleri ayrıca memnun etti.
Gerek yapılan ziyaretler ve görüşmeler gerekse gezi programı son derece verimliydi.
Bu vesileyle emeği geçen temsilcilerimize ve Genel Başkan Yardımcısı Cengiz Aksan başta olmak üzere herkese teşekkür ediyoruz.
Vali’nin öngörüsü
Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak'a yaptığımız ziyaret hem uzun hem de oldukça verimli geçti. Şehri yakından tanıyan, sorunlarını doğru tespit eden bir yönetici profiliyle karşılaştık.
Yaklaşımı netti:
"Bu şehrin kapasitesini zorlamak ve bir sinerji oluşturmak zorundayız."
Meselelere analitik bir perspektifle yaklaşıyor. Beklentisi de taleplerin bu gerçekçilik zemininde dile getirilmesi. Her türlü çabanın, eksik kalsa dahi, takdiri hak ettiğini düşünen bir yönetim anlayışı var. Vali Şıldak'ın şehre dair "doğruyu arama ve gerekeni yapma" gayreti bana göre son derece kıymetli.
İstatistiklerle konuşan müdür…
Sayılara dayalı bir yaklaşımla konuşmak pek alışık olduğumuz bir yöntem değil. Ancak Emniyet Müdürü Atilla Aksoy'un sunumu bu algıyı tersine çevirdi. Asayiş ve organize suçlarla mücadelede gelinen noktayı çarpıcı ve karşılaştırmalı verilerle ortaya koydu.
Özellikle uyuşturucuyla mücadelede elde edilen sonuçlar dikkat çekiciydi. Bu tablo, Sayın Aksoy başta olmak üzere tüm ekibinin takdiri hak eden bir emek ortaya koyduğunu gösteriyor.
Yerel yönetimler
TİMBİR heyeti olarak Büyükşehir Belediye Başkanı Kasım Gürpınar'ı da ziyaret ettik. Türkiye'nin dört bir yanından gelen isimlerle yapılan bu buluşmada Başkan, şehrin sorunlarını ve attığı adımları büyük bir samimiyetle anlattı.
Ardından Haliliye Belediye Başkanı Mehmet Canpolat ve Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Kuş ile bir araya geldik. Heyet üyelerinin çalışmaları dinleme ve doğrudan soru sorma imkânı oldu. Başkanların tamamı, "gerçek neyse" onu anlattı. Bu soğukkanlı ve şeffaf yaklaşım, heyetimiz nezdinde ciddi bir takdir topladı.
Hepsinin ortak derdi
Görüştüğümüz tüm belediye başkanlarının ortak sıkıntısı aynıydı: Ele ayağa düşmüş gazetecilik.
Bir internet sitesi kurmanın, kimi zaman siyasi bir rakibe karşı yürütülen sistematik bir itibar suikastına dönüşmesi... Başkanlar konuşurken yaşadıkları yıpranmışlığı hissetmemek mümkün değildi. Bizlerin de zaman zaman maruz kaldığı bu tür saldırılarla sürekli karşılaşmak, yöneticileri ciddi biçimde yoruyor.
Radikal tedbir…
Bu sohbetlerde mesele, özellikle sosyal medyada yapılan itibar suikastlarının faillerinin tespit edilememesi noktasında düğümleniyor. Açık söylemek gerekirse bu sorunun tamamen çözülebileceğinden emin değilim. Sahte hesaplar, VPN'ler ve yurt dışı barındırmalı siteler üzerinden yapılan yayınlar, hukuki takibi fiilen imkânsız hâle getiriyor.
Ancak doğru ve kararlı adımlarla bu sorunun etkisi azaltılabilir.
Gerçek fail kim?
Gerekli yasal düzenlemelere vakit kaybetmeden gidilmeli. Çünkü bu tablo yöneticilerin verimini düşürüyor, toplumu birbirine kırdırıyor ve en kötüsü; yetkinliği tartışmalı, mesleki sorumluluk bilinci taşımayan kişilerin sahte hesaplar üzerinden yürüttükleri saldırılarla bir yerlere taşınmasına ya da gerçekten iyi olanın önünün kesilmesine neden oluyor. Gerçek failler bu hastalıklı tipler...
TİMBİR bunun için var…
Genel Başkanımız Süleyman Basa'nın dediği gibi "TİMBİR dilinden emin olunan medya mensuplarının birliğidir, onlar yazarsa doğrudur"!
Tam da bu yukarıda bahsettiğim sorunlu noktada TİMBİR, bu kaygılara çözüm üretmek için somut adımlar atıyor. Doğru bilginin hızlı ve güvenli biçimde üyeler arasında yayılması amacıyla Birlik Haber Ajansı'nı kuruyor.
Ayrıca güvenli internet mecralarının ilkelerini belirlemek ve haber içeriklerini denetleyecek bir tahkim mekanizması oluşturmak üzere Güvenli İnternet Medya ve Tahkim Merkezi'ni (GİMER) hayata geçiriyor.
Haberin telifi için yapay zeka destekli projeler oluşturuyor.
Bu tablo yalnızca yerel yönetimlerle sınırlı değil. Aynı sorunun farklı türevleri, meslek örgütleri alanında da karşımıza çıkıyor.
Hak savunuculuğu kisvesi…
Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri, hak savunuculuğunun zamanla ideolojik bir zemine ve "mutlak karşıtlık" diline hapsolmasıdır. Hak savunuculuğu iddiasında olanlar dışındaki herkesin potansiyel tehdit olarak görülmesi ve tüm politikanın bu zan üzerine kurulması... Bu döngüyü pek çok alanda görmek mümkün. Elbette samimi, ilke temelli ve sahici hak savunuculuğu yapan yapıları bu eleştirinin dışında tutuyorum.
KDK tekere çomak soktu
Bir meslektaşımızın kadına karşı şiddet uyguladığı iddiasıyla hakkında Şanlıurfa Barosu Kadın Hakları Merkezi tarafından sosyal medyada yapılan kınama paylaşımı, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından incelendi ve kaldırılmasına karar verildi.
Gerekçe açık: Masumiyet karinesinin ihlali.
Bir baronun, kurduğu bir merkez aracılığıyla bu noktaya sürüklenmesi gerçekten düşündürücü.
Kararın özü
Kurum, yaptığı incelemede söz konusu paylaşım kararının, merkezin kendi yönergesinde öngörülen usullere uyulmadan; WhatsApp üzerinden yapılan bir oylamayla alındığını tespit etti. Henüz kesinleşmiş bir yargı kararı olmaksızın kişiyi suçlu gibi gösteren bu paylaşımın, anayasal bir hak olan masumiyet karinesini ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği sonucuna vardı.
Bir başka yazıda bu kararın hukuki boyutlarını ve içeriğini daha detaylı ele alacağım.