20 Ocak 2026, Salı
13:22

Zamanın gerisinde kalmadan, insanlığımızı unutmadan!

Zamanın gerisinde kalmadan, insanlığımızı unutmadan!

Haber : HAKAN DIKMEN

Zamanın gerisinde kalmadan, insanlığımızı unutmadan! 

Bir varmış bir yokmuşun hikâyesine kaldığımız yerden devam edelim mi?
Devam edelim, halkın sıkıntılarının ayaz kokan kar fırtınalarıyla daha bir yoğunlaştığına ve artık şapkamızı önümüze koyarak yeniden değerlendirelim bazı şeyleri.
Hatta birçok şeyi…
Yeniden ele alalım dünü, bugünü ve yarını.
Nasıl ki içimizde bizleri yöneten birileri inceden inceye ayarlama yapıyorlar ya. 
Bizde yapalım.
Mesela;
TUİK denen kurumun aldığı ahlar yüzünden, orada çalışanlara bile bereket kapılarının kapandığını belirtmemizde sakınca yok sanırım. Ki onların; birilerinden almış oldukları emirler doğrultusunda, sözde çalışarak ama normalde daha önceden ayarlanan bu sahte rakamlar yüzünden değilmidir halimiz… 
Geldiğimiz nokta işte apaçık ortada.
Gerçekten de;
Neredeyse pasta yiyecek duruma geldik.
Ama anlayamadığımız bir şey var. 
Ortalıkta araç park edecek yer yok. 
Marketler tıklım tıklım. 
Hastaneler, postaneler, pastaneler ve hatta barlar ve kahveler…
Biz mi yanlış görüp, idrak edemiyoruz yoksa, yoksa her şey gerçekten de güllük gülistanlık ta biz mi göremiyoruz.
Oysaki aldığımız nefese bile borçlu olduğumuzu herkes biliyor. 
Çoğu şehirde, ilçeler de ve hatta neredeyse köylerimizde kaçıncı icra daireleri açıldı merak edenler araştırabilir.
İcralık olmayan nüfus sayısını TUİK e sormak gibi bir yanılgı içerisine sakın girmeyelim, hepimizi cennetin kapısında gösterirler aman ha…  
Selam verirken bile faiz hesabı yapmaya başladık farkında mısınız?
Akrabalık ilişkilerimiz yapay zekâ kaynaklı. 
Yapmacık, rol kokan ve hatta duygusuz…  
Arkadaşlıklar en yakın durağa kadar geçerli bir birliktelik içeriyor. Dostluk denen olgu ise çağımızın çoookkk gerisinde kalmış durumda. Bizim hızımıza nefesi yeterli gelmediği için hangi zamanın diliminde bıraktığımızı bile hatırlamıyoruz.  
Yalan mı?
En son hangi dostunuzla karşılıklı ağlaştınız? İşte delikanlıca bir soru size, verin cevabını! 
Birbirimizi kandırmayalım ve perdeler kapanıp ışıklar sönmeden gerçekleri sahnede büyük bir açık yüreklilikle izleyenlere sunalım.
Kralın çıplak hem de çırılçıplak olduğunu haykıralım ve gerçek anlamda senaryoyu halka uyarlayalım.
Zamanın gerisinde kalmadan, insanlığımızı unutmadan. Gazeteci /Yazar Hakan Dikmen